
Akıllı Sürüş
Bir Mercedes-Benz otomobil kullanmak, ulaşımın ötesinde çok daha fazlasını sunan eksiksiz bir deneyimdir. Carl Benz ve Gottlieb Daimler’in ilk modellerini piyasaya sürdükleri andan itibaren, teknoloji, performans, konfor ve tasarım; eşsiz bir uyum içinde birbirleriyle etkileşim kurarak otomotiv dünyasını şekillendirmiştir. 1980’li yıllarda, bu niteliklere yeni bir boyut eklendi: Bilgisayarlı otomasyon. Bilgisayarlı otomasyon, başlangıçta sabit otomobil üstü bilgisayar sistemleri olarak sunulmuş, daha sonra internet erişimi bağlantısıyla birlikte gelişmiştir. Günümüzde ve gelecekte ise tamamen bağlı otomobiller olarak yapay zekâ ve bulut bilişim teknolojileriyle desteklenmeye devam edecektir.
Silikon Vadisi, “teknoloji” teriminin, esas olarak dijital teknolojiler bağlamında kullanılmasında etkili olmuştur. Mercedes-Benz gibi geleneksel bir marka, günümüzde teknolojinin hâlâ fiziksel bir boyutu olduğunu kavramıştır. Günümüzde markanın temeli, en gelişmiş otomotiv teknolojisinin ağ bağlantısını en yenilikçi dijital teknolojilerle birleştirmeye dayanmaktadır. Sadece sayılı birkaç seçkin markanın bu şekilde üretebileceği veri zekâsı ve sürüş fiziği kombinasyonu, gelecekte tüm donanım ve yazılım bileşenlerine tam erişim imkânı sunacaktır.
Mercedes-Benz’in araştırma ve geliştirme faaliyetleri, her zaman güvenliği ön planda tutan yenilikçi teknolojilerin uygulanmasına odaklanmıştır. Burkulma bölgesinin geliştirilmesinden ABS, PRE-SAFE® ve ayrıca gelecekte geliştirilecek yeni teknolojiler, insanları koruma ve hayatlarını kurtarma amacını taşır. Mercedes-Benz Group AG Yönetim Kurulu üyesi ve Mercedes-Benz Binek Otomobilleri Satış Sorumlusu Britta Seeger, “Emniyet ve güvenlik kendi belirlemiş olduğumuz temel amaçlar arasındadır,” diyor. Bu teknolojiler yalnızca sürücü ve yolculara değil, aynı zamanda diğer yol kullanıcılarına da yöneliktir.
Mercedes-Benz, sistematik bir şekilde çarpışma testleri gerçekleştiren dünyanın ilk üreticilerinden biridir. Marka ayrıca, sürücü destek sistemlerine yönelik akıllı sürüş teknolojilerinde öncü bir rol oynamaktadır. Mercedes-Benz bu nedenle yalnızca teknolojik zekâya odaklanmakla kalmaz, aynı zamanda duygusal zekânın önemli bir unsuru olan empatiyi de ön planda tutar. İnsani unsurlar, giderek ulaşım alanında da büyük önem kazanıyor. Yoğun nüfuslu bölgelerde birlikte yaşamanın yolu, ancak dayanışma ve birliktelik anlayışına dayalı bir yaklaşımdan geçiyor. “Önemli olanı korur”, S-Serisi’nin güncel sloganıdır; esas olarak önemli olan şeylere odaklanmaktır.
Empatik Teknoloji
Güncel bir örnek, gelecekteki MB.OS’dir (Mercedes-Benz İşletim Sistemi). İşletim sisteminin sürücü arayüzü, üretken yapay zekâya (AI) dayanan Sanal Asistan olacaktır ve bu, MBUX (Mercedes-Benz Kullanıcı Deneyimi) bilgi-eğlence sisteminde yer alacaktır. Sanal Asistan, “Hey Mercedes” sesli asistanının yeni bir versiyonudur; başka bir ifadeyle, sesli komutlara, sorulara ve duygu durumlarına daha doğal ve sezgisel bir şekilde yanıt verme kabiliyetine sahip olacaktır. Yapay zekânın (AI) entegrasyonuyla birlikte, ayrıca sohbet edebilir ve durumları öngörebilir; sabahları haber sunabilir ve akşamları koltuk masajı yapabilir. Sanal Asistan, tüm MB.OS akıllı sistemlerinin arayüzü olduğu için, bir gecikme durumunda örneğin, otomobilden bir randevu araması yaparak zamandan tasarruf sağlama gibi proaktif çözümler önerebilir. Mercedes-Benz Group AG Yönetim Kurulu üyesi ve Baş Teknoloji Sorumlusu Markus Schäfer: “Yapay zekâ alanındaki gelişmeler ile geleceğin Mercedes-Benz otomobili, sürücüsünü eskisinden daha iyi tanıyacaktır,” diye belirtiyor. “Yapay zekâ, müşterilerimizin yaşamlarını yalnızca otomobillerinde değil, diğer alanlarda da geliştirecek ve zenginleştirecektir. Bu yolda daha şimdiden önemli gelişmeler kaydettik.” Mercedes-Benz'in Baş Yazılım Sorumlusu Magnus Östberg, şunu ekliyor: “Yarının Mercedes-Benz müşteri deneyimi, en üst düzeyde kişiselleştirilmiş olacaktır. MBUX Sanal Asistanımız, üretken yapay zekânın avantajlarından yararlanarak otomobil ve sürücü arasındaki ilişkide daha fazla güven ve empati sağlar. Gelecekteki otomobillerimiz, müşteriler tam olarak neye, ne zaman ihtiyaç duyuyorsa o ihtiyacı o an sunacaktır.” Bu gelecek, düşündüğünüzden daha yakın; MB.OS'nin 2025’ten itibaren otomobillerde devreye alınması planlanıyor.
Yapay zekâ entegrasyonu ile otomobil ve sürücü arasındaki bağlantı, tamamen farklı bir nitelik kazanacak ve ilişkilerini daha sezgisel hale getirecektir. Bundan fayda sağlayacak olanlar yalnızca sürücü ve yolcularla sınırlı değildir. Ayrıca, ulaşım alanında da katma değer sağlayacaktır; sürücüler kendilerine yönelik teknolojiyi ne kadar doğal ve akıcı bir şekilde kullanırlarsa, çevrelerine o kadar fazla odaklanarak dikkatlerini artırabileceklerdir.
Klasik Mercedes-Benz nitelikleri, otomotiv dünyasında her zaman nesilden nesile yeni standartlar belirlemeye devam ediyor.

Otomatik Sürüşte Dönüm Noktası
Otomatik sürüş, bir adım daha öne geçiyor: LiDAR, kamera, radar ve ultrasonik sensörlerin yanı sıra yüksek performanslı bir bilgisayar kullanarak, Mercedes-Benz modelleri artık sahiplerine her zamankinden daha fazla konfor ve zaman sunabiliyor. DRIVE PILOT sisteminin üretime hazır versiyonunun Almanya'da pazara sunulmasının ardından, ayrıca ABD'nin Kaliforniya ve Nevada eyaletleri için de onay alınmasıyla gerçek bir dönüm noktasına ulaşıldı. Sistem, öndeki sürücülerin durumuna göre otomobil hızını ve mesafesini otomatik olarak ayarlayarak otomobili şerit sınırları içinde yönlendirir. Mercedes-Benz, böylece otomobil serisinde uluslararası geçerliliğe sahip sistem onayı ile müşterilere yüksek otomasyonlu sürüş (SAE Seviye 3) imkânı sunan dünyanın ilk otomotiv üreticisi olmuştur. Başka bir deyişle, sürücü artık uygun trafik koşullarında otomobilini sürekli izlemek zorunda kalmayacak ve diğer faaliyetleri gerçekleştirebilecektir. DRIVE PILOT, belirli S-Serisi ve EQS modellerinde isteğe bağlı ek bir donanım özelliği olarak sunulmaktadır ve çevrim içi olarak Mercedes me connect Mağazası üzerinden etkinleştirilebilir. Bu teknoloji ilerleyen dönemde Almanya’da uygun otoyol kesimlerinde, ağır hareket eden veya sıkışık trafik durumlarında 60 km/s (37 mph) hıza kadar ve Kaliforniya’da belirlenen otoyol kesimleri de dahil olmak üzere adı geçen iki ABD eyaletinde 64 km/s (40 mph) hıza kadar yüksek otomasyonlu sürüş sistemini etkinleştirecektir. Almanya’da, DRIVE PILOT’un bir sonraki versiyonu, 2024’ün sonundan itibaren yüksek otomasyonlu sürüş durumunda, otoyolda öndeki bir otomobili yaklaşık 90 km/s hızda takip etme kabiliyetine bile sahip olabilir. Mercedes-Benz, bu işlevi 2030 yılına kadar 130 km/s hıza çıkarmayı hedefliyor.
Bağlı, Stressiz Ulaşım
Otomatik sürüş, otomobil tarafından toplanan ve gerçek zamanlı analiz edilen devasa miktarda veriye dayalıdır. Bu veriler, Mercedes-Benz’in yıllardır ulaşım otoriteleriyle başarılı bir şekilde iş birliği yaptığı projelerde, örneğin İngiltere ve Hollanda’da, kamuya fayda sağlamaktadır. Mercedes-Benz otomobilleri tarafından oluşturulan çevre verileri anonim olarak ilgili yetkili kurum ve kuruluşlarla paylaşılmaktadır. Bu veriler, trafik stratejistlerine ulaşım hareketleri konusunda daha derin bir içgörü sağlamakta ve stratejik operasyon ekiplerine trafik sıkışıklıklarını, trafik kazalarını analiz etme ve yeni ortaya çıkan yol çukurları gibi yol koşullarını takip etme gibi çeşitli fırsatlar sunmaktadır. Mercedes-Benz otomobilleri, çevreleriyle daha akıllıca etkileşim kurmada her geçen gün daha da gelişmektedir. Bununla birlikte, bu geleceğe giden yolda siyasi makamlar, işletmeler, şehir planlayıcıları ve kamu arasındaki iş birliğini öngören kolektif bir sorumluluk alınması gerekmektedir. Mercedes-Benz açısından, markanın teknolojilerinin trafik sorunlarına katkısı ne kadar akıllı hale gelirse, insanların yaşam kalitesinde görülecek iyileşmenin de o ölçüde yüksek olacağı söylenebilir. Teknoloji, yapay zekâ devriminin de etkisiyle, her geçen gün daha güçlü ve daha insana yakın hale gelmeye devam ediyor. Mercedes-Benz, tüm bu fırsat ve olanakları hem mevcut teknolojileriyle hem de henüz bilinmeyen gelecekteki geliştirmelerle uyumlu ve sorumlu bir şekilde kullanmaya kararlıdır.